|
ÇORUM TARİHİ
Çorum Adının Kökeni
İslam Öncesi Çorum
Asur Ticaret Kolonileri Çağı
Hitit Çağı
Hitit Dili
Hitit Dini
Hitit İmparatorluğu’nun Yapısı
Kadeş Savaşı ve Barış Antlaşması
Frig Çağı
Frig Sonrası
Çorum Bölgesine Oğuz Boylarının Yerleşmesi ve Türk
Egemenliğine Geçiş
Danişmend Beyliği Zamanında Çorum
Anadolu Selçukluları Zamanında Çorum
Osmanlılar Dönemine Kadar Çorum
Osmanlı İdaresinde Çorum
Milli Mücadele Döneminde Çorum
Çorum İli, tarihin derinliklerinden
günümüze dikkate değer izler taşıyan bir bölgedir. Her tarafında en eski
tarihlerden bugüne kadar gelmiş değişik medeniyetlere ait kalıntılara rastlanır.
Hititler Anadolu egemenliğine bu bölgeden başlamışlardır.
Bölgede bu uygarlık kalıntıları
bitişik veya üst üste bulunmaktadır. Bir Hitit höyüğü yanında bir Frig, Roma,
Bizans devri mezarı veya taban mozaikleri, diğer yanda Selçuklu Kervansarayına
ait yıkıntı yerleri ve onun yanında Osmanlı eserlerine rastlamak mümkündür.
Çok sayıda tarih öncesi devrin en
belirgin özelliğini taşıyan tabii ve yapma mağaralar mevcuttur. Yazılı tarih
öncesi ve sonrası uygarlıkların kalıntıları, yapılan kazılarla gün ışığına
çıkmakta ve Çorum bölgesinin uygarlık tarihinde eski bir medeniyet merkezi
olduğunu göstermektedir.
ÇORUM ADININ KÖKENİ-
Başa Dön
Çorum adının kaynakları ile ilgili muhtelif rivayetler ve bilgiler vardır.
a- Bizans Kaynaklarına Göre
Anadolu’nun Türkleşmeye başladığı 1071 Malazgirt Meydan Savaşından çok
önce Türk boyları yavaş yavaş Anadolu’ya sızmaya ve yerleşmeye başlamışlardır.
Bu tarihte Bizans’a bağlı olan Çorum, Nikonya (Yankoniye) adını taşımaktaydı.
b- Danişmendname’ ye Göre
Melik Ahmet Danişmend çetin
savaşlardan sonra Bizans’ın elinden Çorum bölgesini alır.Halk müslüman olup
bağlılık gösterir. Ancak bu tutumları, Melik Ahmed’ i ve ileri gelen komutanları
bir ziyafette zehirlemek istemelerinden dolayı bir tuzaktır. Bu kötü niyetlerini
ve şehrin bir depremle tamamen yıkılacağını Melik Ahmet bir gece rüyasında
görür. Melik Ahmet bu rüyanın verdiği endişe ile uyanırken şehir sallanmaya
başlar. Askerlerini ve arkadaşlarını derhal kaleden çıkarır.
Kaledeki Bizanslılar müslümanların
çekilişinden memnun kalarak kaleyi tekrar kapatarak savaş hazırlığına başlarlar
ve yeniden dinlerine dönerler. Fakat deprem yeniden şiddetlenerek kale ve şehir
tamamen harabeye döner. Bizanslılara bu saldırılarından dolayı, suçlu anlamına
gelen “Cürümlü” adı verilir, zamanla bu “Çorumlu” olur.
c- Evliya Çelebi Seyahatnamesine Göre
Evliya Çelebi Seyahatnamesinin II.Cildi 407.sahifesinde bölgenin havasının astım
hastalarına iyi gelmesi nedeniyle, Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan hasta oğlu
Yakup Mirza’ yı ve yüzlerce çorluyu (bakımsız, zayıf, hastaları) buraya
göndermiş ve bunlar sağlıklarına kavuşmuşlardır. Bundan dolayı şehre Çorum
denilmiştir.
d- Çorum’un çevresinin dağlarla çevrili oldukça geniş bir ova olmasından
dolayı (Çevrim) denildiği, halk ağzında Çorum’a dönüştüğü söylenmektedir.
e- Çorum (önceleri bazen Çorumlu) Türklerin bölgeye
gelmesiyle bu adı almıştır. Çorum veya Çorumlu adının Oğuz boylarından
Alayunt’lu boyunun bir oymağına ait olduğu belirtilmektedir.
İSLAM ÖNCESİ ÇORUM-
Başa Dön
Çorum bölgesi, tarihi ve kültürel
açıdan günümüzden 7000 yıl öncesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Bölgede
sırasıyla Kalkolitik (Taş), Eski Tunç Çağı, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig,
Helenistik, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlere
rastlanmaktadır.
Paleolitik (Yontma Taş) ve
Neolitik (Cilalı Taş) Devirler
Çorum bölgesinde yapılan arkeolojik
kazılarda az sayıda bulunan bazı taş aletler, bu bölgede Yontma Taş (Paleolitik)
ve Cilalı Taş Devrinin (Neolitik) yaşandığına ilişkin kanaat oluşturmakla
beraber, bu devirlere ait yerleşmeler konusunda kesin bir sonuç elde
edilememiştir.
Kalkolitik Devir (Taş Çağı) M.Ö. 5000-3000
Çorum ve çevresinde ilk yerleşim
M.Ö. 5000 yıllarına, Kalkolitik dönemin 4. aşamasına rastlar. Yörede kazısı
yapılan merkezlerin hemen hepsinde, Kalkolitik çağa ait kaplar ve bakırdan
yapılma malzemeler bulunmuştur. Ayrıca yörede diğer maden yataklarının
bulunması, teknolojik evrimi çabuklaştırmış ve bölgede zengin etnik grupların ve
krallıkların ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bu devir eserlerine Alacahöyük,
Büyük Güllücek, Boğazköy, Eskiyapar ve Kuşsaray’ da rastlanmıştır. Yerleşimler
bu dönemden itibaren devamlılık göstermiştir. En önemli Kalkolitik yerleşme,
Alaca’nın Büyükgüllücek köyünde yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır.
Bu dönem mimarisinde Orta Anadolu
için tipik 2-3-4 odalı evler, elde yapılmış siyah, gri, kırmızı renkli
seramikler, bu devir için karakteristiktir. Bu dönemde damga mühür kullanımı
yaygınlaşmış, idollerin (şematik insan tasvirleri) sayısı artmıştır.
Tunç Çağı (Maden Devri) M.Ö. 3000-1000
Çorum İlinin tarihinde en önemli
dönem Tunç Çağıdır. Bakır ve kalayın karıştırılmasıyla elde edilen “tunç” döneme
de ismini vermiştir. M.Ö. 3000-1000 yıllarına kadar süren bu dönem üçe ayrılır.
a) Eski Tunç Devri (M.Ö. 3000-2000)
Çorum ve çevresinde M.Ö. 3000 yıllarında etrafı surlarla çevrili pek çok
şehir devletinin varlığı, yapılan arkeolojik kazılarla belirlenmiştir.
Başlangıçta nadir eşyanın yapımında kullanılan Tunç, henüz yaygınlaşmamıştır.
Eski Tunç I. evresine bazen Bakır Devri de denmektedir. Bu dönem 500 yıl kadar
sürmüştür. Bu sürenin sonunda Tunç eşyalarının yapımı ve kullanımı yaygınlaşmaya
ve halka mal olmaya başlar. Bu döneme de Eski Tunç II. Dönemi denir ve M.Ö.
2500-2300 yılları arasında yaşanmıştır. Alacahöyük, bu dönemin en zengin
şehirlerinden biri olarak karşımıza çıkar. Eski Tunç III. Döneminde (2300-2000)
Anadolu, çok sayıda şehir devletlerinden oluşan, oldukça renkli etnik bir
görünüm sunan, kavimler topluluğu halindedir. Alacahöyük beldesinde yapılan
kazılar sonunda elde edilen eserler, Tunç Çağı’nın III. Dönemine aittir.
Anadolu’da bu devirde zengin şehir devletleri kuran kavim Hattiler’
dir.
Hattiler Anadolu’ da ismi bilinen en eski yerli kavim olarak karşımıza
çıkmaktadır.
b) Orta Tunç Devri
Anadolu’da Asur Ticaret Kolonilerinin ve Eski Hitit Devletinin ortaya çıktığı
dönemdir. Eski Tunç çağından yazının kullanılmaya başlanmasıyla ayrılır.
Asur Ticaret Kolonileri Çağı (M.Ö. 1950-1850)
M.Ö. II. bin yılı başlarında
Anadolu zengin ve bayındır bir yerleşim yeriydi. Anadolu’nun bu durumunu bilen
Mezopotamyalılar Asur Devletinin önderliğinde Anadolu’yla ticaretlerini
geliştirdiler. Asurlular dokuz Anadolu kentinin yanına Pazar şehri “Karum”
kurdular. Boğazköy de (Boğazkale) “Hattuş-Karum” adıyla kurulan şehir, bu
ticaret merkezlerinden biriydi. Asur’ a bağlı olan bu Karumlar ticaret ve yol
güvenliği için yerel yöneticilere vergi veriyorlardı.
Bu ticaret ilişkileri Anadolu’yu
kültürel, ekonomik ve politik yönden etkilemiştir. M.Ö. 2000 yıllarında
Anadolu yazıyı tanımıştır.
Bu çağın önemli eserleri silindir ve
damga, mühürler, tabletler, insan ve hayvan heykelcikleri ile hayvan biçimli
içki kaplarıdır (riton). Çanak-çömlek yapımı, çarkın kullanılmasıyla büyük
gelişme göstermiştir. Anadolu’da yaşamakta olan sanat, yerli gelenek ve
görenekler Mezopotamya’ dan gelen etkilerle gelişmiş, yeni bir boyut kazanarak
daha sonraki Hitit sanatının temelleri atılmıştır.
Hitit Çağı (M.Ö. 1650-1200)-
Başa Dön
Asur Ticaret Kolonileri dönemi,
sosyal ve siyasal yeni görüşlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yerel Prenslerle
yönetilen Anadolu’da, Mezopotamya’daki gibi merkezi devlet fikri gelişmiş ve
sonucunda iç mücadeleler başlamıştır. Hint-Avrupalı bir kavim olan Hititler,
MÖ.3000 yıllarının sonunda küçük gruplar halinde Kafkaslar üzerinden
Anadolu’ ya girerek yerli halk Hatti nüfusu ile karıştılar .
Hititler, Asurluların Anadolu’ dan
çıkma zorunda kalmasıyla devlet idaresini ellerine almışlardır. Anadolu’nun
yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu
Labarna‘dır. Başkenti ise Hattuşa’ dır. (Boğazkale)
Hitit tarihi M.Ö. 1650-1450 eski
krallık ve M.Ö. 1450-1200 Hitit İmparatorluk Devri olmak üzere iki safhada
incelenir. Hitit Devletinin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamyalı
unsurlar kaybolarak, Anadolu’nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta,
boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Mabetler, saraylar, sosyal
yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt sırada yer
alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır.
Hitit Siyasi Tarihi-
Başa Dön
M.Ö. 1800 yılları, Anadolu tarihinin
başlangıcı yerli Aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Hint Avrupalı Hititler
hakkında ilk bilgilerin edinildiği dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç
ve gelişme aşamalarının kaynağıdır. M.Ö 2500-2000 yılları arasında Kuzey
Kapadokya ve Orta Karadeniz bölgesinde gelişmiş kültürün temsilcisi Hattiler’
di. Şehir devletleri tarafından yönetilen bu bölgenin müstahkem şehirleri, kral
mezarları, hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir. M.Ö 2000 yılları
sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan yangınlarla sona eren bu çağı, Asur
Ticaret Kolonileri dönemi izler. Yazılı kaynaklardan Hititlerin, Anadolu’ya M.Ö.
3. binin son yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar halinde, girmeye
başladıkları ihtimali çıkmaktadır. Hititlerin Anadolu’ya kuzey Karadeniz
üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden geldikleri ve Kızılırmak
kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları değerlendirilmektedir.
Birbirini izleyen akınlarla Orta
Anadolu içlerine yayılan Hititler, zamanla etki alanlarını genişletmişler,
Hattili Prenslerin arazilerine hakim olmuşlardır.
Asur Ticaret Kolonilerinin geç evresinde (M.Ö 1800-1730) Kuşşara Kralı Pithana
ve oğlu Anitta tarih sahnesine çıktılar. Onlar Hitit diline Naşili adını veren
Kaniş/Neşa’yi zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar. M.Ö. 1700’lerde Kuşşara
kralı Anitta, Hattuş Krali Pijusti’yi yenip şehrini tahrip ettiğini
anlatmaktadır. “Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban
otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş’u yeniden iskan ederse
gökyüzünün Fırtına Tanrısı’nın laneti üzerinde olsun.”
Hattuşa M.Ö. 17. yy.’ ın ikinci
yarısında, Hitit Kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Eski
Hitit Devleti’nin kurucusu I. Hattuşili Kızılırmak kavisi içindeki çekirdek
ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Bölgesi’nde Hurri
Ülkesine karşı yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek Hitit Krallarına bir
Dünya devleti olma amacının işaretini veriyordu. Murşili istilalara güneyde
devam ederek ve Suriye’deki şehir devletlerini devreden çıkartarak, Mezopotamya
ticaret yollarını kontrol altına aldı. Halep ele geçirildi ve ordu Babil’e kadar
ilerleyerek Hammurabi hanedanlığına son verdi.
Ancak, Murşili’nin Hantili tarafından öldürülmesi bir karışıklık dönemi getirir.
Hantili idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü. Hantili’den sonra tahta geçen
Zidanta ve I. Huzziya’da Hantili ile aynı kaderi paylaşarak öldürüldüler.
Bu dönemde Hitit devleti, Torosların güneyindeki ülkeleri, Güney ve Güneydoğu
Anadolu’daki diğer bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı’na kaptırdı.
Telipinu tahta geçince, saraydaki kan davalarını durdurmayı başardı. Önceki
kralların uzak bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu’yu kendi
içinde tutarlı bir idari teşkilat altına almaya çalıştı. Bu amaçla eyalet
sistemini kurdu. Telipinu fermanı olarak bilinen fermanı
yayınlayarak, taht verasetini belli kurallara bağladı.
Geleneksel Hitit tarihi çağ ayrımına göre, Telipinu devrini “Orta Krallık”
adı verilen dönem izler.
Aynı zamanda I. Tuthaliya Hititlerin
amansız düşmanı Kaşkalar’ la da başetmek zorunda kalmıştır. Metinlerde Tuthaliya
zamanında, Fırat’ın yukarı yatağında kalan bölgelere ve Kuzey Mezopotamya’da
Hurrilere karşı yapılan askeri harekatlardan söz edilmektedir. Bu başarılarla I.
Tuthaliya’nın Hatti ülkesinde krallığın gücünü yeniden sağladığı
anlaşılmaktadır. Ancak I. Tuthaliya’nın hükümdarlık alanı genelde Anadolu ile
sınırlı kalmıştır.
I. Şuppiluliuma tahta geçince,
öncelikle Anadolu’ daki hakimiyetini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra Suriye ve
Kuzey Mezopotamya’ nin bazı bölgelerini Hitit Krallığı’ na katmıştır. Kaşka’
larla savaşmış, Ugarit Kralı II. Nigmedu ile bir anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma
Mısır’ da Tutankhamon’ un ölümünden sonra çıkan çatışmaları fırsat bilmiş,
Kargamış’ ı alarak Mitanni Krallığı’ na son vermiştir.
II.Murşili’nin, Anadolu’nun
kuzeyindeki ve batısındaki seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde vebanın hüküm
sürdüğü ve giderek artan Asur etkisiyle Suriye’de huzursuzlukların yaşandığı bir
döneme rastlamıştır.
Babası Murşili’nin ardından fazla zorluk çekmeden tahta geçen11. Muvattalli,
yirmi yıldan fazla ’’Büyük Kral’’ olarak hüküm sürmüştür. O’ nun küçük kardeşi
Hattuşili, askeri birliklerin başı, saray memuru, kuzey sınırının sürekli
huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa’da Vali olarak Hükümdara birçok alanda hizmet
vermiştir. Bu dönemde Muvattalli sarayını, tanrı ve atalarının heykelleri ile
birlikte Hattuşa’dan Tarhuntaşşa’ya taşımıştır. Muvattalli zamanında Orta
Suriye’deki Amurru bölgesi nedeniyle, Hititler’in anlaşmazlığa düştüğü ülke
Mısır’dı. Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı’ na yol açtı. (M.Ö. 1274)
Günümüzde Mısır’ daki Abydos,
Luksor, Abu Simbel’in duvarları ve Ramsesseum’un pylonlarının üzerindeki
kabartmalarda, Yakındoğu’nun geçmişindeki en ünlü savaşlardan biri olan Kadeş
Savaşı’ nın tasviri görülmektedir. Kabartmalara II.Ramses’in Hitit Kralı II.
Muvattalli’yi yenerek elde ettiği zaferin kutlandığı hiyeroglif metinler eşik
etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak savaş alanında bizzat bulunmasına
rağmen, savaşın asıl galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit yönetimi
altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral Benteşina ise Anadolu’ya sürülmüş, Kadeş
Kalesi Hitit denetiminde kalmıştır.
Büyük Kral II. Muvattalli öldüğünde,
eski bir kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan kardeşi Hattuşili
yerine, oğlu III. Murşili/Urhi-Teşup tahta geçmiştir. O, başkenti
Tarhuntaşşa’dan, yeniden Hattuşa’ya taşımıştır.
Bölgede II. Muvattalli döneminden ve
Kadeş Savaşı’ ndan bu yana II. Ramses hüküm sürmekteydi. Hattuşili Asur ve Babil
Hükümdarları ile olduğu gibi, II. Ramses ile de hükümdarlar arasındaki olağan
ilişkilerini sürdürmüştür. I. Şuppiluliuma’ dan beri süregelen savaş durumunu
sona erdirmiş ve Mısır ile barış antlaşmasını imzalamıştır. Antlaşma Hattuşa’ da
ortaya çıkarılan ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan kil tabletten
anlaşılmaktadır. Akadca yazılmıştır. Ayrıca Mısır-Karnak Ramesseum’ da da Mısır
hiyeroglifi ile kaleme alınmış kopyaları görülmektedir. II. Ramses ile yapılan
barış antlaşması, Hattuşili’ nin hükümdarlık döneminde ulaştığı bir zirvedir. Bu
başarı kendisinin rakipleri Asur ve Babil ile Ege’ deki rakibi Ahhiyava
karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.
Kurallara uygun olmaksızın tahta
çıkmış olmasına rağmen, III.Hattuşili önemli politik başarılar ve uluslararası
takdir kazanmıştı; ancak Hattuşa’da tahtına çıkacak kişi ile ilgili düzenlemeyi
yapmak da kendisi için önemliydi. Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş ve yerine
Prens IV. Tuthaliya seçilmişti. Tuthaliya tahta çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa
Kralı Kurunta ile antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları yeniden
çizilmiştir. II. Muvattali’nin oğlu olarak hanedandan gelen Krala, imparatorluk
hiyerarşisi içinde Karkamış Kralı ile aynı düzeyde yer verilmiştir.
Hitit İmparatorluğu’nun bilinen son
hükümdarı IV. Tuthaliya’ nın oğlu II. Şuppiluliuma, başgösteren yiyecek
sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen bazı askeri başarılar elde
etmiştir. Hattuşa’da bugün Güneykale olarak adlandırılan kesimdeki bir yazıtta,
II. Şuppiluliuma’ nın askeri birliklerinin Orta ve Güneybatı Anadolu’da
başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa’ da da hükümdarın yeniden otorite
kurduğundan söz edilir. Çivi yazılı belgeler de, Kargamış Kralı ve doğrudan
Büyük Kral tarafından denetlenen Alaşiya (Kıbrıs) ülkesiyle antlaşma yapıldığı
belirtilir.
Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö.
1200’den kısa bir süre sonra yıkılma nedeni halen tam olarak anlaşılamamıştır.
İmparatorluğun yıkılmasına çeşitli etkenlerin neden olduğu
değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm sürdüğü dönemde, halk içinde
huzursuzluklar ve Hitit aristokrasisinde giderek artan çatışmalar
başgöstermiştir. Hitit Devletinin ayakta olduğu son yıllara tarihlenen yazılı
kaynaklar, sefalet içinde olduğu belirtilen Anadolu’ya Suriye ve Mısır’dan büyük
miktarlarda tahıl sevk edildiğini kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Anadolu’daki
huzursuzluklar ve Suriye üzerindeki Hitit etkisinin azalması da Hitit
İmparatorluğu’nun yıkılmasında neden ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir.
Hitit Dili
Arkeolojik araştırmalarda Hitit yerleşimlerinde bulunan yazılı belgeler,
Anadolu’da aynı dönemde (M.Ö. 1800’ lü yıllarda) Hint-Avrupa dillerinin en
eskisi Hititçe’den başka, yine aynı dil grubuna ait Luvi ve Pala dillerinin,
ayrıca Hurrice, Hattice ve Akadca’ nın yazı dili olarak kullanıldığını
göstermektedir. Çivi yazısı ile yazılan bu dillerde her işaret bir heceyi
simgeler. Hititlerin kullandığı bir başka yazı türü de Luvi dilinde yazılan ve
hiyeroglif denen resim yazısıdır. Hititlerin kullandığı ve Mısır hiyeroglifinden
tamamen farklı olan bu hiyeroglifte, heceler hatta kelimeler tek bir işaretle
temsil edilebiliyordu. Hiyeroglif daha çok mühürlerde ve kaya anıtları gibi
büyük yazıtlarda tercih edilmekteydi. Hititlerde okur yazarlık yalnızca çok
küçük bir gruba ait bir beceri olarak kabul edilirdi. Çivi yazısını kralların da
(LUGAL.GAL) okuyamadıkları, aldıkları mektupların sonunda yer alan ve
yazıcıya hitap ettiği anlaşılan “sesli oku” ibaresinden anlaşılır.
Hitit Dini-
Başa Dön
Hitit dini çok
tanrılı bir dindir; panteonun (tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça
vardır ve bunların pek çoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır.
Hititler’ de
tanrılar tıpkı insanlar gibidir. Fiziki şekilleri insan gibi olduğu kadar, ruhen
de onlarla aynı olup, insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı
sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmal edildikleri zaman hemen intikam
almaya, insanları en acımasız yöntemlerle cezalandırmaya hazırdırlar. Bir Hitit
metni insanlarla tanrıları birbirleriyle kıyaslamakta ve tanrı- insan
ilişkilerini bey - hizmetçi ilişkilerine benzetmektedir.
Hitit devletinin panteonu Anadolu ve Suriye şehirlerinin çeşitli yerel
panteonlarının zamanla bir araya getirilip birleştirilmesinden oluşmuştur.
Hitit devletinin başlangıcından itibaren baş tanrı, fırtına tanrısıdır (Teşup).
Kozmik dönemi (kainatı) sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini koruyan fırtına
tanrısıdır. Kral, efendisi adına ülkeyi yönetir.
Hitit İmparatorluğu’nun Yapısı
Siyasal yapısı itibariyle Hitit Devleti, Kral ve üyeleri kraliyet ailesinden
gelen kişilerden oluşan politik bir kurumdu. Yönetimin politik organı
Panku’dur (İmparatorluk Meclisi). Herhangi bir politik sorun olduğunda Panku
Kral tarafından toplantıya çağırılmaktaydı.
Hitit Kraliyet ailesi, dışarıya karşı kapalı bir topluluk değildi. Krallık
kalıtsaldı, ancak, Kral olabilecek birinci ve ikinci dereceden erkek olmaması
durumunda, birinci dereceden bir prensesin eşi de Kral olabilirdi. Kral
tarafından belirtilen veliahdın Panku’nun onayını aldıktan sonra bağlılık yemini
etmesi gerekiyordu. Krallık yanında, kurumsallaşmış bir Kraliçelik de vardı.
Kraliçenin politik hayatta önemli görevler üstlendiği III. Hattuşili’nin eşi
Puduhepa’nın icraatlarından anlaşılmaktadır. Ancak Hitit devlet yapısında Kral,
mutlak güçtü.
Kadeş Savaşı ve Barış Antlaşması-
Başa Dön
M.Ö. 1274 tarihinde II. Ramses ile
Muvattalli arasında Kadeş önünde büyük bir meydan savaşı yapılmış ve
Kadeş Barış Antlaşması ile sonuçlanmıştır. Bu antlaşmaya bağlı olarak II. Ramses
savaştan önce aldığı yerleri boşaltmış, Kadeş Şehri Hititlere kalmıştır.
Kadeş Barış Antlaşması sırasında
orduda çıkan bir isyanda, Muvattalli öldürülmüştür. Antlaşma, onun yerine geçen
III. Hattuşili tarafından imzalanmıştır. (M.Ö.1269) Bu antlaşma dünya tarihinde
eşitlik ilkesine dayanan en eski antlaşmadır. Antlaşma çivi yazısıyla gümüş
plakalar üzerine Akadca olarak yazılmıştır. Ayrıca Kralın mührünün yanında
Kraliçenin mührü de vardır.
Bu antlaşmanın gümüş levhalara
kazınmış olan asıl metinleri kayıptır. Mısır’da tapınakların duvarlarına kazınan
antlaşmanın bir nüshası da, Boğazköy (Boğazkale) kazılarında kil tablet olarak
bulunmuş olup Istanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.
Kadeş antlaşmasının Hattuşa’da
bulunan çivi yazılı tabletinin büyütülmüş kopyası New York’ta Birleşmiş
Milletler Binasında asılıdır.
Frig Çağı
Hitit Devleti’nin
yıkılışından sonra, Anadolu’da 300 yıllık bir karanlık devir yaşanmıştır. M.Ö.
800 yıllarında Asur kaynaklarında “Muşki” olarak geçen Frigler, merkezi Gordion
olmak üzere Kızılırmak yayı içindeki bölgede bir devlet kurarak tarih sahnesine
çıkmışlardır. Frigler’ in Çorum bölgesindeki yerleşme merkezleri Pazarlı,
Boğazkale, Alacahöyük ve Eskiyapar’dır. Bu çağın önemli bir özelliği de, demirin
uygarlığa girmesi ve “Demir Çağına“ Frigler’ le başlanmasıdır. M.Ö. 7. yy.’ ın
ilk yarısında Kimmerler tarafından yıkılan Frigler; kültür ve sanattaki
etkinliklerini M.Ö. 330’da Büyük İskender’in Anadolu’yu ele geçirmesine kadar
devam etmişlerdir.
Frig Sonrası
Kimmerlerin Frig
devletini yıkmasından sonra Çorum bölgesi İran’da bir devlet kuran Med’lerin,
daha sonra da Pers’lerin hakimiyetinde kalmıştır. M.Ö. 276’da Galatlar,
Çorum ve çevresinde Hitit ve Frigler’ den sonra en çok iz bırakan devlettir.
Roma İmparatoru Julius Cesar zamanında bölge, Romalıların eline geçmiş ve M.S.
395’te Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Çorum ve civarı Bizans
İmparatorluğu’nun yönetimine geçmiştir. Bu devirde Çorum’un adını Yankoniye
olarak görmekteyiz.
Çorum Bölgesine Oğuz
Boylarının Yerleşmesi ve Türk Egemenliğine Geçiş-
Başa Dön
Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah’ ın Danişmend Beyi olan Ahmet Gazi, Amasya’yı
aldıktan sonra Çorum’u da (Nikonya) almak için Çavlı Beyi görevlendirdi. Çavlı
Bey, emirlerinden Karatekin ve Serkes Ahmet Gazi ile Çorum’a yürüdü ancak, Çorum
Tekfuru (yönetici) Nastura’ya Kastamonu’dan yardım geldiği için Çavlı Bey
başarılı olamadı. Bunun üzerine Melik Ahmet Gazi 30.000 kişilik askeriyle
Çorum’a geldi. Beraberinde Komutanlarından İltekin Gazi’de bulunmaktaydı.
Kastamonu’dan Çorum’a yardım için gelen Bizans kuvvetleri bozguna uğratılarak
şehir kuşatıldı. Melik Ahmet Gazi Nastura’ya, elçisi Yahya’yı şehri teslim
etmesi için gönderdi. Nastur bu teklifi reddetti. Bir haftalık kuşatmadan sonra
Nikonya (Çorum) Şehri 1075 yılında alındı.
Melik Ahmet
Gazi Oğuzlar’ ın Alayunt’lu boyundan Çorumlu oymağının başı bulunan İlyas
Beyi Çorum’a yönetici olarak bırakmış, İltekin Gazi ile Osmancık’ı almak üzere
Çorum’ dan ayrılmıştır. Çankırı yöresinin fethi için Çavlı ve Karatekin Beyleri
görevlendirdi. Osmancık alındıktan sonra burasını Alayunt boyundan Osman Bey’e
verdi. Osmancık adını bu beyden almıştır.
Kısa zamanda Orta
Anadolu’yu Bizans’ın elinden alan Danişmend Beyliği, Çorum ve çevresini Türk
boylarına açarak Anadolu’nun Türkleşmesine katkıda bulunmuştur. Bu bölgede Oğuz
Türkleri yerleştikleri yerlere boylarının ve oymaklarının adlarını vermişlerdir.
Köy, mahalle, dere, tepe, dağ ve ova gibi bazı yer isimleri Oğuz boylarının
adlarını taşımaktadır. Bayat, Büget, Kayı, Kınık, Salur, Avşar, Bayındır,
Karakeçili, Karaevli, Dodurga verilen boy ve oymak adlarından bazılarıdır.
Anadolu'nun Türkleşmesinde Oğuz
Boylarına mensup Türkmenler'in büyük rolü olmuştur. Bu çerçevede Karadeniz
Bölgesi'ne de çok sayıda Oğuz Boylarına mensup Türkmenlerin yerleştiği
görülmektedir. Bu Türk boyları bölgenin hem fetihlerle, hem de iskanlarla
Türkleşmesini sağlamışlardır. Prof. Dr. Faruk SÜMER'in araştırmalarından yapılan
tespitlere göre; XVI. Yüzyılda, Amasya, Canik (Samsun), Çorum, Karahisar-i
Şarki, Kastamonu, Kengiri (Çankırı), Sivas ve Trabzon sancaklarındaki yer adları
incelendiğinde, Yirmidört Oğuz Boyunun 21’i yerleşmiştir. Bunlar; Kayı, Bayad,
Kara-Evlu, Yazır, Döğer, Todurga, Afşar, Kızık, Beğ-Dili, Karkın, Bayındır,
Çavundur, Çepni, Salur, Eymür, Ala-Yundlu, Yüreğir, İğdir, Büğdüz, Yıva ve Kınık
boylarıdır. Bölgede bu boylara ait 268 yer adı bulunmaktadır.
Kıyı şeridi başta olmak üzere,
Karadeniz Bölgesi'nin Türkleşmesinde özellikle ÇEPNİLER önemli roller
oynamışlardır.
Anadolu'nun fethinden sonra bölgeye
yerleşen Türklerin Çorum bölgesini yurt ve otlak olarak kullandıkları
kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Bölgede en çok köy ve yer adı bırakanlar Bayat, Eymir, Kargın, Yapar ve Çavuldur
boylarıdır.
Danişmend Beyliği Zamanında Çorum
Danişmend Ahmet Gazi tarafından Bizans’tan alınan Çorum, Danişmend Beyliği’nin
Sivas koluna bağlıydı. Sonradan merkezleri Niksar olmuştur. 1174 yılına kadar
bağımsız olan Danişmend Beyliği, Anadolu Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan
tarafından yıkılarak toprakları Anadolu Selçuklu Devletine katılmıştır.
Danişmendliler zamanında Anadolu’nun büyük bir kısmı Anadolu Selçukluları
tarafından ele geçirilmiştir. Ancak Haçlı ordularının Ankara’ya yürümesi
üzerine, Ankara Emiri olan Fetih Han Çorum Sancağına çekilmek zorunda kalmıştır.
Anadolu
Selçukluları Zamanında Çorum-
Başa Dön
Çorum’un Anadolu Selçuklu Devleti’nin yönetimine katılması I.Kılıç Arslan
zamanında olmuştur. Haçlılarla Çorum yakınlarında savaş yapılırken Çorum Beyi
olan Obruna’nın Kılıç Arslan’a sığınmış olduğu ve şimdiki kalenin I.Kılıç Arslan
tarafından yaptırıldığı değerlendirilmektedir.
Çorum’un I. Kılıç Arslan tarafından alınması Danişmendliler ile aralarının
açılmasına neden olmuştur.
I.Kılıç Arslan’dan sonra Anadolu Selçukluları zamanında Çorum giderek gelişmiş
olup, 1200 yılına ait bir tutanakta Camii Kebir (Ulu Camii) Pazar Camii, Abdi
bey Camii Defterdar Camii, Burhan Kethüda Camii ayrıca Süleyman ağa
Kütüphanesi’nin bulunduğu görülmektedir.
II.Gıyasettin
Keyhüsrev döneminde (1237-1245) Çorum yönetim bakımından serleşkerlik (Bölge
Komutanlığı) şekline dönüşmüştür.
Bu zamanda Baba İshak ismindeki bir dervişin, Türkmenler arasında taraftar
toplayarak ayaklanması güçlükle bastırıldı. Baba İshak’ ın en yakın
müridlerinden olan Baba İlyas Çorum’daki Türkmen beylerinden olup, Baba İshak’ın
öldürülmesinden sonra Amasya’ ya geçerek şeyhliğine devam etmiş, yerine oğlu
Aşık Paşa (Aşık Ali) geçmiş, daha sonra Aşık Ali’nin oğlu Elvan Çelebi
şeyhliklerini sürdürmüşlerdir.
Moğollar ile Anadolu Selçukluları arasında, 1243 yılında yapılan Kösedağ
Savaşında, Anadolu Selçuklu Devletinin yenilmesi sonucu, Anadolu’da yeni bir
karışıklık dönemi başlamıştır. Bu durum Çorum’u da etkilemiştir. Karahisar
Temürliye sahip olan “Hüsamettin” bu karışıklıkta Çorum ve Osmancık’a da egemen
olmuştur. 1276 yılında Kunduz bey’in oğlu Emir Celalettin’in Çorum’daki
Moğolları yenerek Çorum ve Amasya’yı almıştır.
Osmanlılar Dönemine Kadar Çorum-
Başa Dön
İlhanlı Devletine 1308’ de bağlanan Çorum’da, Moğolların Anadolu yöneticisi olan
Timurtaşın Mısır’a kaçması üzerine Eretna Bey egemenlik sağlamıştır. Eretna
Bey’in ölümünden sonra yedi yaşındaki oğlu Mehmet Beyliğe getirilirken
Kadı Burhanettin buna vasi olmuştur. Kadı Burhanettin Hükümdarlığını ilan ederek
Şahgeldi Paşayı yenmiş, Çorum’u almış daha sonra Osmancık’ı da ele geçirmiştir.
Kadı Burhanettin Osmanlılara karşı Karamanoğulları ve Kastamonu Emirleriyle üçlü
anlaşma yapmıştır.
Anadolu’da Türk siyasi birliğini kurmak isteğiyle hareket eden Yıldırım Beyazıt,
önce Kastamonu Emiri Süleymanı yenerek Kadı Burhanettin’den Osmancık’ın
teslimini istedi. Bugünkü Kırkdilim yöresinde yapılan savaşı Kadı Burhanettin
kazandı (1392). Bir süre sonra Yıldırım Beyazıt kendisine taraftar beylerin
yardımlarıyla Çorum, İskilip ve Osmancık’ı ele geçirdi. Kadı Burhanettin Sivas’a
çekilmek zorunda kaldı.
Osmanlı İdaresinde Çorum
Ankara Savaşı sonucunda
(1402) Yıldırım Beyazıt’ın kurmuş olduğu siyasi birlik bozulmuştur. Timur
himayesinde Amasya’da egemenliğini yürüten Çelebi Sultan Mehmet zamanında Çorum,
yine Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Bu durum Cumhuriyet yönetimine kadar devam
etmiştir. Çelebi Sultan Mehmet Çorum’da Subaşılık (Komutanlık) kurduğu gibi sık
sık Çorum’u rahatsız eden Köpekoğlu Sülü ve kardeşi Hüseyin’i öldürtmüş, ayrıca
Babaiye tarikatı taraftarlarıyla uğraşmıştır.
Osmanlı birliğini sağlayan
Çelebi Mehmet, oğlu II.Murat’ı Amasya’ya Vali yapmıştır. II.Murat’ın Lalası
Biçer oğlu Hamza Bey’in Çorum’a hizmetleri olmuştur. XVI. yy.’ dan
itibaren Çorum bölgesi Karayazıcı gibi Celalilerin ayaklandığı bir yer haline
gelmiştir.
Milli Mücadele Döneminde Çorum -
Başa Dön
Çorum’da Milli Mücadele hareketi üç bölüm halinde açıklanabilir.
19 Mayıs 1919’ dan Önce Çorum
İttihat
ve Terakki Partisinin kökü olan Vatan ve Hürriyet Cemiyetinin kurulmasında
Çorum’lu Doktor Mustafa Cantekin’in büyük rolü olmuştur. Çorum’da İttihat ve
Terakki Partisinin kurulmasında Edebiyat öğretmeni Münüf Kemal, Yüzbaşı
Selahattin öncülük etmişlerdir.
I.Dünya Savaşından
önce meydana gelen genel karışıklık Çorum’da da görülmüş Hürriyet ve İtilafçılar
Avukat Kamil ve Avukat Sabit öncülüğünde faaliyete geçmişlerdir. Bu zamanda
İttihat ve Terakki Partisi dağılmıştır.
19 Mayıs 1919’dan 23 Nisan
1920’ye Kadar Geçen Olaylar
Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı sırada ülkenin içinde bulunduğu
karışık ortam Çorum’da da yaşanmaktaydı. Bu zamanda Çorum Ankara’ya bağlı bir
sancaktır. Bu sancağın yönetiminde Ankara Valisi olan Muhiddin Paşa’ya bağlı
Samih Fethi bulunmaktaydı. Padişah taraftarı olan bu kişiler Milli Mücadele
hareketine cephe almışlardı. Atatürk, Ali Fuat Cebesoy’u görüşmek üzere Havza’
ya davet etti. Ali Fuat Cebesoy, Sungurlu - Çorum - Merzifon yolunu uygun
görerek 16-17 Haziran’ da Çorum’a gelmiş ve burada misafir olmuştur. Onu takip
ederek Çorum’a gelen Ankara Valisi Muhiddin Paşa, Muhtasarrıf Samih Fethiyle
görüşerek Ali Fuat Cebesoy’u tutuklamak istemiş ancak başarılı olamamıştır.
Atatürk Erzurum Kongresini yaptıktan sonra, kongre yapmak üzere Sivas’a geldiği
sırada, Çorum’da bulunan Samih Fethi bir takım engellemeler yapmak istemişse de
başarı gösterememiştir. Çorum Sancağından Sivas Kongresine katılmak üzere,
Mehmet Tevfik Efendiyle Çorum Lisesi Fransızc a Öğretmeni olan Dursun Bey
temsilci olarak gönderilmiştir.
Cumhuriyetin İlanına Kadar Çorum’da Geçen Olayların Ana Hatları
Gazi Mustafa Kemal’ in her sancaktan beş kişi seçilmesine dair genelgesine
uyularak Çorum’dan seçilen beş kişi, ilk T.B.M.M.’ ni kurmak üzere Ankara’ya
gönderildiler. Bu sırada Çorum’a Mutasarrıf Vekili olarak Haymana Kaymakamı
Cemal Bey atanmış ve Çorum’a gelişinden bir gün sonra Ankara’da T.B.M.M.
açılmıştır.
Milli Mücadele hareketinin başlangıcı ve en zor zamanında Çorum bir taraftan
Çapanoğullarının, öte yandan Pontusçuların tehdidi altında bulunuyordu.
Çorum halkının Milli Mücadele hareketine bağlılığı sayesinde, Çapanoğulları
isyanı daha fazla genişlemeden söndürülmüştür.
Çorum Milli Mücadelede en çok şehit veren illerden olup, merkez ve ilçelerinden
İstiklal Savaşına katılan 1510 kişi İstiklal Madalyası ile onurlandırılmıştır.
Başa Dön
|
COĞRAFİ KONUM
Çorum ili; Orta Karadeniz Bölümünün iç kısmında yer almaktadır. Doğuda Amasya,
güneyde Yozgat, batıda Çankırı, kuzeyde Sinop, kuzeydoğuda Samsun, güneybatıda
Kırıkkale ile çevrilidir.
Yüzölçümü 12.820 km² dir.
Enlem ve boylam değerlerine göre ise;
34 derece 04 dk. 28 sn. doğu boylamları ile 39 derece 54 dk.20 sn. kuzey
enlemleri arasında yer almaktadır.
Deniz seviyesinden ortalama
yüksekliği (rakımı) 801 m.dir. Ankara' ya 244, İstanbul' a 608, Amasya' ya 92,
Sinop' a 294, Samsun' a 172, Tokat' a ise 188 km. mesafededir.
İlçelerin İl merkezine
uzaklıkları ise; Alaca 50, Bayat 83, Boğazkale 84, Dodurga 45, İskilip
55, Kargı 116, Laçin 30, Mecitözü 37, Oğuzlar 84, Ortaköy 56, Osmancık 61,
Sungurlu 70 ve Uğurludağ 66 km'dir.
Fiziki
Coğrafya
Jeolojik Yapı
Bölgenin jeolojik yapısında iki
ana kütle (kayaç) grubu göze çarpar.Bunlardan birincisi “Metamorfik seri”
(başkalaşmış kayaçlar), ikincisi ise, “Tortul Kütleler” dir. İlin asıl
jeolojik karakterini 3. jeolojik zamanın sonları ile 4. jeolojik zamanda
meydana gelen oluşumlar meydana getirmektedir.
Bununla birlikte, jeolojik devirlerden ilkel zaman olarak bilinen
Arkean ve Prekambrien devirlerine ait Çorum Merkez İlçe, Alaca, İskilip,
Osmancık, Mecitözü ve bilhassa Kargı ilçelerinde çeşitli metamorfik
(başkalaşım) topraklarına rastlanılmıştır. Özellikle 3. jeolojik zamanın
kütlelerinden olan jips (kireçtaşı) ve kayatuzu yatakları ile karbon miktarı %
75 kadar olan zengin linyit kömürü yataklarına (Osmancık, Dodurga
yöresinde 30 milyon ton rezervinde ayrıca Alpagut-Zambal-Karakaya-Ayva ve
Ovacık Köyünde) rastlanmaktadır. Yine bu zamanın püskürük kütlelerinden olan
Trakit, Granit, Bazalt ve Andezit gibi kütle arazisine de Çorum merkez
ilçesinde, Kargı, Sungurlu, Alaca, Mecitözü, Osmancık ve İskilip ilçelerinde
rastlanmaktadır. Tortul kütlelere ise ilin çoğu yörelerinde
rastlanmaktadır.
Çorum; Alp-Himalaya Orojenezi (Dağ oluşumu) olarak bilinen sistem
içerisinde yer alan K.A.F. (Kuzey Anadolu Fay Hattı) üzerinde yer
almaktadır. K.A.F. il merkezinin 20 km. kuzeyinden geçmektedir.
Yeryüzü Şekilleri
Dağlar
İl sınırları içerisinde bulunan
dağlar, genel olarak yüksek sayılmayacak niteliktedir. Ortalama yükseltileri
1500 m. dolayındadır. Bunlar Orta Karadeniz Bölümündeki Canik
Dağları ile Ilgaz ve Küre Dağlarının başlangıç noktalarını teşkil eden
silsileler şeklinde güneye doğru (Bozok Yaylasına) gittikçe alçalırlar.
Yükseklikleri 1000-2000 m. arasında değişen tepeleri ile bir taraftan
Kızılırmak vadisi kıyılarında, diğer taraftan Yeşilırmak’ın Çekerek Suyu
kıyılarında uzayıp giderler. Çorum dağlarının yüksek kısımları
İskilip-Osmancık ve Kargı ilçeleri toprakları üzerindedir.
Merkez ilçenin kuzeyinde Eğerci Dağ sıraları, Batı yönde Alagöz ve
Kösedağları yer alır. Bu iki dağ sıraları arasında Kırkdilim Boğazı
bulunmaktadır.Güneyde uzanan Dört Tepe silsileleri güneydoğuya doğru uzanarak
Mecitözü ve Ortaköy ilçesindeki Karadağ silsileleri ile birleşir. Aynı şekilde
ilçenin güneyinde ve güney batısında uzanan dağ sıraları, Sungurlu ilçesi
içindeki Kartal Dağlarına kadar uzanmaktadır.
Osmancık ilçesindeki Kızılırmak Vadisi boyunca uzanan Çal ve Ada
Dağları; Kargı ilçesi sınırları içinde devam ederek Çorum’un en yüksek
dağlarından olan Kös Dağlarındaki Erenler Tepesine (2097 m.) ulaşır.
Aynı dağ sıralarının güneyinde İskilip ilçesinin Teke Dağı, Kavak
Dağı, Göl ve Deveci Dağları ile Çakarözü Dağlarını meydana getirdiği
görülmektedir.
Çorum İlinde Yüksekliği 1.700 m. yi Aşan Dağlar ;
Dağın Adı
Yüksekliği (m) :
|
Erenler Tepesi (Kargı’da Kös Dağı Üzerinde )
|
2.097 |
|
Türbetepe (Kargı’da)
|
1.981 |
|
Karatepe (Mecitözü’nde)
|
1.846 |
|
Kırklardağı (Mecitözü’nde)
|
1.791 |
|
Kösedağı (Çorum’da)
|
1.750 |
|
Dedeçal (Osmancık’ta)
|
1.730 |
|
Kartaltepe (Sungurlu’da)
|
1.700 |
|
Tekedağı (İskilip’te)
|
1.700 |
Ovalar
Çorum Ovası
Merkez İlçenin üzerinde, 780-800 m. yüksekliğindedir. Üzerinde Bayat-Ömerbey–Deliler-Gürcü-Elemin-Sarmaşa-Buluz-Celilkırı
ve Yaydiğin Köyü toprakları bulunmaktadır. Ovanın doğu ve kuzey yönlerinde fay
hatları vardır.
Bozboğa Ovası
Merkez İlçeye bağlı Bozbuğa-Yenice-Çayhatap-Sarimbey-Kadıkırı-Ahilyas-Harzadın-Abdalata-Büğdüz
köyleri bulunmaktadır. 800-820 m. yüksekliğindedir.
Ovasaray Ovası
Çorum’a 10-12 km. uzaklıkta, Ovasaray-Kayı-Boğabağı-Maza-Sarta-Üyük-Karapınar
ve Karacaköy toprakları vardır. 700-800 m. yüksekliğindedir.
Hüseyin Ovası
Alaca İlçesini ve çevresini oluşturur. 725-875 m. yüksekliğindedir.
Dedesli Ovası
Merkez İlçe’ye bağlı Dereköy-Eskiören-İğdeli ve İskilip İlçesine bağlı
Tombuşoğlu Çiftliği bölgelerinden oluşur.
Taybı Ovası
İskilip-Sungurlu arasında 550-560 m. yüksekliğindedir.
Mecitözü Ovası
Mecitözü İlçe Merkezi ve civar köyleri bulunmaktadır. 950 m. yüksekliğindedir.
Osmancık Ovası
Osmancık İlçe merkezinin bulunduğu Kızılırmak’ın iki yakasında, 300-350 m.
yüksekliğindedir.
Düvenci Ovası
Çorum-Merzifon yolu boyunca uzanan 900 m. yüksekliğinde bir ovadır.
Vadiler
Kızılırmak, Yeşilırmak ve kolları, Çorum İlinden geçerken birçok
vadiler oluşturmuşlardır. Başlıcaları şunlardır;
Sıklık Boğazı
Çorum-Samsun yolu üzerinde, 7 km. uzunluğundadır.
Hatap Vadisi
Hatap Çayı’nın geçtiği yerde, 16 km.dir.
Harami Vadisi, Dana Boğazı
Seydim Ovası ile Dedesli Ovasını birleştirir. 6,5 km.dir.
Kırkdilim Vadisi
Çorum-Osmancık-Kargı bağlantısı konumundadır.
Sacayak Vadisi
Çorum Çat Suyunun Cemilbey’e geçtiği yerdedir.
Hışır Vadisi
Alaca Suyunun Çat Suyuna karıştığı yerdedir.
Akarsular
Çorum İlindeki
akarsular, sularını ülkemizin iki önemli akarsuyu olan Kızılırmak ve
Yeşilırmak Havzalarına boşaltırlar.
Kızılırmak Havzası
Kızılırmak’ın Çorum İlinden geçen kısmı 182 km.dir.
Bu geçiş yerleri Bayat, İskilip, Merkez ilçe, Osmancık, Kargı İlçeleri ve
köyleridir.
Yeşilırmak Havzası
Çorum Merkez İlçe’nin büyük bir kısmı, Alaca İlçesi, Mecitözü ve
Ortaköy İlçelerindeki çay ve dereler, Yeşilırmak’ın önemli bir kolu olan
Çekerek Irmağına bu havzada dökülür.
Çorum Çat Suyu (82 km)
Derinçay adını da alan bu su, Eğerci dağından ve Köse Dağından
inen dere ve çayların birleşmesinden oluşur. Çomarbaşı ve Sıklık Derelerini de
alarak il merkezinin 3 km batısından geçer. Güneyde Yılgınözü ve Hatap Deresi
ile birleşir, Ahilyas derelerini de alır ve bundan sonra Çorum Suyu olur.
Alaca’dan gelen Budaközü ile birleşince de Çorum Çat suyu olur. Mecitözü
İlçesi ve köylerinden geçerek, Amasya ili sınırlarında Çekerek’le birleşir.
Mecitözü Çayı
Kırklar Dağından doğar, ilçe merkezine yakın olarak (1-1,5 km) geçtikten
sonra Amasya topraklarında Çorum Çat Suyu ile birleşir.
Çekerek Irmağı
Ortaköy İlçesi ve topraklarının az bir kısmını sular, Amasya İli sınırlarına
geçer.
Barajlar
İlde D.S.İ. ve Köy Hizmetleri tarafından yapımı tamamlanmış ve
devam eden çok sayıda büyüklü küçüklü baraj ve göletler bulunmaktadır.
D.S.İ Tarafından Hizmete Açılmış
Baraj ve Göletler
Çomar Barajı
Merkez İlçede 1974’de başlanmış
1979’da tamamlanmış, önce sulama amaçlı düşünülmüş, sonra içme suyu temini
için kullanılmış, ayrıca mesire yeri özelliğindedir.
Alaca Barajı
Alaca Büyük Söğütözü Köyünde,
1984’de yapılmış, 1500 ha. sulama kapasitelidir.
Yenihayat Barajı
Çorum – Ankara karayolu üzerindeki Yenihayat köyünde, Çorum’ a içme suyu
temini amacıyla a yapılmıştır.
Ahmetoğlan
Göleti
Merkeze bağlı Ahmetoğlan Köyünde
1962 yılında yapılmış, 30 ha. sulama kapasitelidir.
Evci Yeni Kışla
Göleti
1970 yılında yapılmış 53 ha.
sulama kapasiteli.
Seydim-1, Seydim-2
Göletleri
Seydim Köyünde 1973 –1976
yıllarında yapılmış içme suyu amaçlı kullanılmaktadır.
İnegazili Göleti
Sungurlu İnegazili Köyünde 1975
yılında yapılmıştır.
Alacahöyük
Göleti
1976 yılında yapılmış, 35 ha.
sulama kapasiteli.
Pınarlı Göleti
Ortaköy Pınarlı Köyünde 1977
yılında yapılmış 50 ha. sulama kapasiteli.
Geven Göleti
Alaca Geven Köyünde 1975 de
yapılmış, 23 ha. sulama kapasiteli.
Aksu Göleti
Kargı Gölköy civarında, 1983’te
yapılmış 39 ha. sulama kapasiteli.
Bitki Örtüsü
Çorum İlinin güney bölgesinin doğal bitki örtüsü bozkırdır
(step). İlkbahar yağışları ile birlikte yeşerirler, sonbaharda kururlar.
Bunlara örnek: Papatya, gelincik, deve dikeni, köy
göçeren dikeni, çakır dikeni, kangal otu, sığır kuyruğu, yavşan otu, geniş
yayılma alanı bulmuştur. Akarsu boylarında ise söğüt ve kavak
çeşitlerine rastlanır.
Alaca, Sungurlu, Ortaköy ve Mecitözü’nün yüksek kesimlerinde meşe,
ardıç ve karaçam ağaçlarına rastlanır. İlkbahar ile birlikte çiğdem, yabani
sümbül, yabani lale çiçekleri de görülür.
İlin kuzeyindeki ilçelerde ise meşe ormanları ve iğne
yapraklı ormanlara rastlanır.
Deniz seviyesinden 1000-1200 m yüksek olan bölgelerde
meşe, kızılcık, yabani erik, elma, alıç, yabani gül yaygın olarak görülür.Hacıhamza
çevresinde seyrek olarak ıhlamur ağaçlarına rastlanır.
Kargı, İskilip, Osmancık, Bayat ilçelerinde sarıçam, karaçam,
köknar, kızılçam ağaçları görülmektedir.Toplam ormanlık ve fundalık alan
365.208 ha. olup İl yüzölçümünün % 28 ‘ i kadardır.
İklim
Yağış ve Sıcaklık
Çorum İli, Karadeniz ikliminden İç
Anadolu iklimine geçiş bölgesinde bulunmaktadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar
soğuk ve kar yağışlıdır. İlin kuzey bölgesinde yer alan Kargı, Osmancık,
İskilip, Laçin, Dodurga, Oğuzlar ve Bayat İç Karadeniz geçiş ikliminin
etkisinde kalan ilçelerdir. Çorum Merkez İlçe, Sungurlu, Alaca, Boğazkale,
Ortaköy, Mecitözü ve Uğurludağ İlçeleri İç Anadolu step iklimi özelliklerini
gösterir.
1929 yılından bu yana yapılan meteorolojik ölçümler sonucunda
yıllık ortalama yağış miktarı İl Merkezinde 423,0 mm.tesbit edilmiştir.
İl Merkezi’ nin yıllık ortalama sıcaklığı 10,7º dir. En
yüksek sıcaklık 2000 yılının Temmuz ayında 42,7 Cº, en düşük sıcaklık 1985
yılının Şubat ayında -27,2 Cº olarak ölçülmüştür. Temmuz ve Ağustos ayları en
sıcak aylardır.
Rüzgârlar
İl genelinde yaz mevsiminde
öğleden sonra başlayarak gece saat 22’ ye kadar esen poyraz etkilidir. Bazen
ters yel de denen sıcak ve kavurucu bu rüzgâr tarım alanları için zararlıdır.
Kışın kuzeyden yıldız rüzgârı, İlkbaharda güneybatıdan lodos rüzgarı eser. Bu
rüzgarlar bol yağış ve kimi zaman da dolu yağmasına neden olur. Sonbaharda
genellikle sakin bir hava gözlenir. Halk arasında bu aylara sağır aylar adı
verilmiştir.
DOĞAL AFETLER
Çorum İli Kuzey Anadolu Fay Hattının etki alanı içinde
yer alması ve jeolojik yapısı nedeniyle sık sık doğal afetlere maruz
kalmıştır.
1075
Çorum’un Bizans’tan alındığı yıl olmuştur.
1446
Çok şiddetli olmuştur. Danişmend Depremi de denilir.II.
Beyazıd zamanında olan bu deprem, 40 gün aralıklarla devam etmiş, Çorum
çok zarar görmüştür. Bu depreme “KÜÇÜK KIYAMET” adı da verilmiştir.
1514
Çok şiddetli bu depremde, Çorum’un yaklaşık üçte biri harap olmuştur.
Halkın bir kısmı başka yerlere göç etmiştir.
1543
30 kadar evin yıkıldığı bilgisi vardır.
1559
Gülabibey Camii’nin yıkıldığı ve şehrin zarar gördüğü bilinmektedir.
1579
Çorum çok zarar görmüştür.
1793
Çorum büyük yıkıma uğramıştır.
1800
Şehir çok zarar görmüş, 800 kişi başka yerlere göç etmiştir.
1824
Büyük zarar veren bir depremdir.Halk uzun süre çadırlarda kalmıştır.
1908
Uzun süre devam etmiş, büyük hasar bırakmıştır.
1939
Erzincan merkezli olan bu deprem, Çorum’da da etkisini göstermiştir.
1943
27 Kasım 1943 Cumartesi günü akşamı olan bu depremde 618 kişi ölmüş, 217
kişi yaralanmıştır.
1996
Birbiri ardına kısa aralıklarla meydana gelen 5.6 ve 5.4 şiddetindeki
depremlerde can kaybı olmamıştır.
|
|
SANAYİ ve TİCARET
GENEL EKONOMİK DURUM
Bölge ölçeğinde gördüğü işlevler açısından ne tam kentsel, ne de tam kırsal
nitelikler gösteren Çorum, yerleşmelerin bölgesel kademelenmesinde üst
kademedeki tüketici büyük kent ile alt kademedeki kırsal yerleşmeler arasındaki
ilişkiyi sağlayan, kırsal alandan elde edilen artı ürünün toplandığı, tüketici
merkeze iletildiği bir ara merkez ve bir “Pazar yeri” durumundadır.
Dericilik
20. yy. başlarında Çorum tabakhanelerinden elde edilen deriler Kayseri, Yozgat,
Merzifon, Samsun ve Amasya’ ya gönderilmektedir. Kent dışına satılan deri
türleri kösele ve sahtiyandır. Bu tarihlerde Çorum’ daki tabakhanelerin sayısı
73 tür.
Dokumacılık
19. yy. da ve 20. yy. başlarında
Çorum bölgesinde işlenmiş mal üretimine ilişkin en önemli faaliyet kollarından
biri de dokumacılıktır. Bu faaliyet konutlarda sürdürülmekteydi. 1907 tarihli
Ankara Vilayeti Salnamesindeki bilgilere göre, Çorum’da yaklaşık 2000
dokuma tezgahı bulunduğu, dokunan çeşitler arasında iyi kalitede çamaşırlık bez,
İran ve Tosya taklidi şal kuşak, yünden yapılmış aba, siyah şalvarlık kumaş,
kilim ve seccade sayılmaktadır.
Çorum’da dokumacılığın aile üretimi
ölçeğinde ve geleneksel yöntemlerle 20. Yüzyıl ortalarına kadar sürdüğü, 1940
yılında şehirde 486 tezgah olduğu bilinmektedir.
Bakırcılık ve Demircilik
19. yy. da Çorum’da işlenmiş mal
üretim kollarından diğer ikisi ise bakırcılık ve demirciliktir. Her iki üretim
kolunun esnaf çarşıları biçiminde ayrı sokaklar üzerinde, birbirine oldukça
yakın konumda yer seçtikleri bilinmektedir.
EKONOMİK ALTYAPI VE ORGANİZASYON
Çorum Organize Sanayi Bölgesi
Sanayinin uygun alanlarda
yapılanmasını sağlamak, şehirleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek,
bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli
bir plan dahilinde yerleştirilmeleri ve geliştirilmeleri amacıyla tasdikli arazi
parçalarının gerekli alt yapı hizmetleri ile ve ihtiyaca göre tayin edilecek
sosyal tesisler ve teknoparklarla donatıp planlı bir şekilde ve belirli
sistemler dahilinde, ucuz bedelle sanayici için arsa tahsis etmek amacı ile
Organize Sanayi Bölgeleri kurulmaktadır.
Çorum Organize Sanayi Müteşebbis
Heyeti; Çorum İl Özel İdaresi, Çorum Belediyesi, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası
ve ÇOSİAD tarafından oluşturulmuştur.
Çorum OSB 1977 yılında kurularak,
1980 yılında altyapı inşaatlarına, 1986 yılında da arsa tahsislerine başlamış
olup, toplam 437 ha. alanda Mevcut
Bölge ve Tevsii Alan bulunmaktadır.
Mevcut bölgede 260 ha. alan üzerinde
85 adet sanayi parseli bulunmaktadır. Bunlardan 79 adedi sanayicilere tahsis
edilmiş olup, 6 adet parsel boştur. Halen 41 sanayi tesisi çalışmaktadır. 18
sanayici ise proje hazırlama ve inşaat safhasındadır.
Mevcut bölgedeki firmalar genelde
orta ölçekli olup, ağırlıklı olarak, makine, gıda, yem, tel-metal,
plastik-alüminyum alanlarında faaliyet göstermektedirler. Bölgede 2500 işçi
istihdam edilmektedir.
Çorum OSB Tevsii Alanda 69 adet
sanayi parseli bulunmaktadır.
Faaliyette bulunan firma sayısı ile
tükettikleri elektrik miktarına ilişkin verilere bağlı olarak, 1977 yılından
bugüne kadar, üretim ölçeğinin büyüdüğü görülmektedir.
Bölgede üretimde olan tesisler aylık
30.000 ton su, 1.750.000 KWh elektrik tüketmektedirler.
DİĞER SANAYİ BÖLGELERİ
Küçük Sanayi Siteleri
1- Çorum
Küçük Sanayi Sitesindeki işyeri sayısı (Oto parçacılar dahil) 708 olup,
İşyerlerinin bölünmesi sebebiyle bu sayıya 156 işyeri daha eklenmiştir. Sitede
toplam işyeri sayısı 864 ise de bunlardan 758’i faal 106’sı boş bulunmaktadır.
2- Sungurlu
Küçük Sanayi Sitesinde 268 işyerinin tamamı faaldir.
3- İskilip
Küçük Sanayi Sitesinde 213 işyerinin tamamı faaldir.
4-
Osmancık Küçük Sanayi Sitesinde 138 iş yeri mevcuttur.
İnşaatı Devam Eden Küçük Sanayi Siteleri
1-
Alaca Küçük Sanayi Sitesinde 86 işyeri mevcuttur. Site inşaatının fiziki ve
nakdi gerçekleşme oranı % 99 olup, çevre düzenlenmesi devam etmektedir.
2- Bayat
Küçük Sanayi Sitesinde 68 işyerinin fiziki ve nakdi gerçekleşme oranı %
36.4 dür.
3- Kargı
Küçük Sanayi Sitesinde 100 işyerinin fiziki ve nakdi gerçekleşme oranı % 99
olup, çevre düzenlenmesi devam etmektedir.
ÇORUM’ DA ODALAR VE DERNEKLER
Çorum Ticaret ve
Sanayi Odası
Çorum Ticaret ve
Sanayi Odası 1910 yılında kurulmuştur. Cumhuriyetten önce Çorum’da 50 kadar
tüccar Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı idi. Bu dönemde oda yıllık aidatları
topluyor, tüccar kefaletlerini tasdik ediyordu.Cumhuriyetin ilanından sonra
1927-1928 yıllarında 400 tüccar, 1300 esnaf Odaya kayıtlıydı.Çorum
Ticaret ve Sanayi Odasına, 2003 yılı itibariyle faaliyet gösteren
2.956 üye kayıtlıdır.
Çorum sanayisi ve ticaretinin
gelişimine büyük katkı sağlayan imalata dayalı tüm sektörlerle birlikte,
ticaret ve tarım da önemini korumaktadır. 1997 yılı verilerine göre,
Çorum GSYİH’ sının % 31’ini ticaret, % 24.5’ini tarım, % 13,9’ini ulaştırma ve
haberleşme, % 10.2’sini sanayi oluşturmuştur. Çorum GSYİH’ sı içinde önemli payı
ticaret (özellikle toptan perakende ticaret) almaktadır.
Ticaret Borsası
Ticaret Borsaları, Borsaya
dahil maddelerin alım ve satımı, fiyatlarının tespit ve ilanı işleriyle
meşgul olan, alıcı ve satıcıların belli bir zamanda bir araya gelerek,
genellikle malın numunesine ve tipine istinaden büyük çapta alım ve
satım yapan ve dolayısıyla arz ve talebin belli yer ve zamanda
karşılaşması ile gerçek piyasa fiyatlarının
oluşmasına imkan sağlayan teşkilatlandırılmış pazarlardır.
Çorum Ticaret Borsası 1988 yılında
tüzel kişilik kazanmıştır. Önceleri sadece kotasyona dahil ürünlerin tescilini
yapan Borsa, 03.08.2000 tarihinden itibaren spot borsacılığına
başlamıştır. Hububat alanında Borsa Satış Salonuna sahiptir. Borsada;
hububat ve bakliyat, yumurta ve çeşitli gıda, kasap, celep, besi,
deri, bağırsak, hububat mamulleri, leblebi ve kuruyemiş meslek mensuplarının
oluşturduğu beş farklı alanda ihtisas komisyonu bulunmaktadır. Borsa,
Ticaret Borsası bulunmayan Kastamonu, Amasya gibi İllere de hizmet
yapmaktadır. Ticaret Borsasına kayıtlı 470 üye vardır.
Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
1952 yılında kurulmuştur. Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Merkezde
23, İlçelerde 28 olmak üzere 51 adet esnaf ve sanatkar odası, 370 Yöneticisi,
sicile kayıtlı 39.620 üyesiyle, İl düzeyinde yaygın bir örgütlenmeye sahiptir.
Taş ve Toprağa Dayalı Sanayi
Tuğla ve kiremit
üretiminin dışında ateşe dayanıklı tuğla, seramik, yer karosu, mermer,
torbalanmış hazır kireç ve hazır beton tesislerinde üretim yapılmaktadır.
Makine Sanayi
Un, tuğla ve kiremit fabrikaları
makinelerinin bakım ve onarımı ile uğraşan firmalar zamanla imalata yönelmiştir.
Günümüzde un, yem ve tuğla kiremit fabrikalarını kurabilen firmalar ortaya
çıkmıştır.
Madencilik
Çorum İli yeraltı kaynakları
bakımından zengin değildir. Ancak, kayda değer olarak linyit kömürü, alçı taşı
(Jips), kalker, kalsit, tras taşı, krom,bakır, demir ve mermer gibi maden ve
mineral yatakları mevcuttur. Özellikle kömür işletmeleri Osmancık, Bayat,
Dodurga ve İskilip ilçelerinde toplanmıştır. Toplam kömür üretimi 2002 yılında
68.493 tondur.
Leblebi Üretimi
Çorum' un
sarı leblebisi kuru nohuttan yapılır. Nohutun leblebiye dönüşmesi için bir
buçuk aylık bir zaman gerekir. Tarihi dükkanlarda, tek kavrumluk leblebiler
çuvallardan tenekelere, oradan leğenlere doldurulur. Odun ateşi ile yeterli
sıcaklığa ulaşan fırına aktarılan leblebiler son kavurmadan sonra tekrar
çuvallara doldurularak satışa sunulur. Leblebinin acılı, tuzlu veya
karanfilli çeşitlere dönüşmesi, son kavurma aşamasında
gerçekleşir.Yaklaşık olarak yıllık 2.000 ton leblebi üretilerek yurt içine
satılmaktadır.
TİCARİ HAYAT
İş Hayatı İle İlgili Göstergeler
Şirketler
İl’de 2002 yılı itibariyle 346
anonim şirket,1455 limitet şirket,46 kollektif şirket,3 holding mevcuttur.
Kooperatifler
İl Sanayi ve Ticaret
Müdürlüğünün denetiminde 275 kooperatif bulunmaktadır. Bu miktarın 184 ‘ü konut
yapı kooperatifi, 26’sı toplu iş yeri ve küçük sanayi sitesi kooperatifi, 34’ü
motorlu taşıyıcılar kooperatifi, 11 tüketim kooperatifi, 10’u Esnaf kefalet
kooperatifi, 1’i Esnaf kefalet bölge birlik kooperatifi, 3’ü Küçük sanat
ve temin tevzi kooperatifi, 5’i ise Tarım Satış kooperatifi dir.
Faaliyet Alanlarına Göre Firma
Dağılımı ve Hizmet Kuruluşları
Çorum İlinde 3 döviz büfesi, 1
menkul kıymet borsası, 91 sigorta kuruluşu bulunmaktadır.
İl’de 81 toptan dağıtım firması,
2.200 perakendeci, 453 tüccar ve komisyoncu olarak toplam 28.766 adet küçük
esnaf ve zanaatkar bulunmaktadır.
İŞGÜCÜ VE ÇALIŞMA
Sigortalar Kurumuna tabi işyeri
sayısı 6.000’ dir.
ÇORUM’ DA İSTİHDAM VE İŞSİZLİK
Çorum’da işgücü, işgücüne katılma oranı ve işsizlik oranı aşağıdaki tabloda
gösterilmiştir. Burada görüldüğü gibi Çorum Merkezinde çalışabilir çağdaki ( 12
ve daha yukarı yaştaki ) toplam nüfus 457.323 kişi, işgücü ise 261.457 kişidir.
Buna göre işgücüne katılma oranı % 57 dir. İşgücünün % 94,5 i (247.176 kişi)
istihdam halinde iken yaklaşık % 5,4 (14.281) işsizdir.
Çorum da işgücüne dahil olmayanlar 195.866 kişi olup çalışabilir (12 ve yukarı
yaştaki ) nüfusun % 43 ünü oluşturmaktadır. İşgücüne dahil olmayan nüfusun belli
başlı alt grupları büyüklük sırasına göre ev işleri ile meşgul olanlar (ev
kadınları) öğrenciler, çalışamaz halde olanlar ve emeklilerden oluşmaktadır.
Bankacılık
Çorum ve ilçelerinde
21’i merkezde olmak üzere toplam 40 adet banka şubesi bulunmaktadır.
|
|